other
yukarı, yukarıya, üste
B1
rauf- konuşma dilinde kullanılan, ‘yukarı’, ‘yukarıya’ veya ‘üstüne’ anlamına gelen bir öğedir. Bağımsız bir fiil değildir; çoğu zaman fiillerle ayrılabilen bir ön ek gibi kullanılır. Daha çok günlük dilde görülür; emir kipinde tek başına da kullanılabilir.
Örnekler
Die Ballons steigen rauf in den Himmel.
Balonlar gökyüzüne yükseliyor.
Der Umzugshelfer trug die Schränke die Treppe rauf- und runter, obwohl das Wetter schlecht war, sodass die Arbeit länger dauerte.
Taşıma işçisi dolapları merdivenlerden yukarı ve aşağı taşıdı, hava kötü olmasına rağmen iş daha uzun sürdü.
Leg das Buch rauf auf den Tisch.
Kitabı masanın üstüne koy.
Detaylar
Mnemonikler
Çatıya çıkan bir merdiven, üst basamakta büyük bir ok ve üzerine yazılmış ‘rauf’ kelimesi hayal edin.
İngilizce ‘rough’ gibi duyuluyor — pürüzlü bir şeyin üzerinden yukarı çıktığınızı düşünün.
Notlar
‘Rauf’ biçimi, ‘hinauf’ veya ‘herauf’ sözcüklerinin konuşma dilindeki kısaltmasıdır ve çoğu zaman ayrılabilen bir unsur ya da tek başına bir zarf olarak görünür.