adverb
orada, öbür tarafta
A2
drüben, ‘orada’ veya ‘karşı tarafta’ demektir. Bir yerin uzakta ya da öte tarafta olduğunu belirtir, çoğu zaman hier ile karşıtlık kurar. Çekimsiz bir yer zarfıdır; edat almaz.
Örnekler
Das Haus da drüben ist neu.
Şuradaki ev yeni.
Auf der anderen Seite des Flusses ist ein Park; wir treffen uns drüben.
Nehirin diğer tarafında bir park var; orada buluşacağız.
Als das neue Café drüben eröffnet wurde, trafen sich die Kollegen dort, obwohl das Büro wegen Renovierung geschlossen gewesen war.
Karşıdaki yeni kafe açıldığında, meslektaşlar orada buluştu, যদিও ofis tadilat nedeniyle kapalı olmuştu.
Detaylar
Mnemonikler
Bir çitli bahçe ve diğer tarafta el sallayan bir arkadaş hayal edin; üstünde ‘drüben’ yazıyor.
‘drove-ben’ gibi geliyor — orada duran Ben adlı birini hayal edin.