Ana dili Almanca olan biri gibi konuşmak istiyorsan, kelime kelime çevirmeyi bırakıp “görsellerle” düşünmeye başlaman gerekir.
Almanca, canlı ve çoğu zaman da oldukça komik deyimlerle dolu bir dil. İngilizce konuşanlar "beat around the bush" derken, Almanlar "sıcak lapanın etrafında konuşur". Biz "şanslı olmak" derken, Almanlar "bir domuz sahibi olmak" der.
İşte en yaygın 10 Almanca deyim, onların birebir (ve kafa karıştırıcı) çevirileri ve bunları gerçekte nasıl kullanacağın.
1. Ich verstehe nur Bahnhof
Kelime anlamı: "Ben sadece tren istasyonu anlıyorum."
Anlamı: "Tek bir şey bile anlamıyorum."
Nasıl kullanılır: Birisi bir konuyu aşırı karmaşık anlatıyorsa ya da çok hızlı konuşuyorsa bunu kullan.
Örnek: "Bunu bir kez daha açıklar mısın? Ich verstehe nur Bahnhof."
2. Das ist mir Wurst
Kelime anlamı: "Bu bana sosis."
Anlamı: "Umurumda değil" ya da "Benim için fark etmez."
Nasıl kullanılır: Restoran seçmek gibi çok kritik olmayan kararlarda kullan.
Örnek: "Pizza mı istersin, makarna mı?" — "Das ist mir Wurst."
3. Tomaten auf den Augen haben
Kelime anlamı: "Gözlerinde domates olmak."
Anlamı: "Tam önünde olan şeyi fark etmemek."
Nasıl kullanılır: Bir arkadaşın anahtarlarını masanın üstünde durmasına rağmen bulamıyorsa, onun gözlerinde domates vardır.
Örnek: "Kumanda tam önünde duruyor! Gözlerinde domates mi var?"
4. Schwein haben
Kelime anlamı: "Domuz sahibi olmak."
Anlamı: "İnanılmaz şanslı olmak."
Nasıl kullanılır: Orta Çağ’da bir domuz sahibi olmak, aç kalmayacağın anlamına gelirdi; büyük bir talih işaretiydi. Bugün ise her türlü şanslı an için kullanılır.
Örnek: "Son treni tam son anda yakaladım. Gerçekten çok şanslıydım!"
5. Den Teufel an die Wand malen
Kelime anlamı: "Şeytanı duvara çizmek."
Anlamı: "Aşırı karamsar olmak" ya da "En kötüsünün olacağını varsaymak."
Nasıl kullanılır: Henüz gerçekleşmemiş bir felaket için endişelenen birini gördüğünde kullan.
Örnek: "Uçağı kesin kaçırmayacağız. Kötümserlik yapıp durma!"
6. Um den heißen Brei herumreden
Kelime anlamı: "Sıcak lapanın etrafında konuşmak."
Anlamı: "Asıl konuya girmemek" ya da dolandırmak.
Nasıl kullanılır: Birisi bir türlü konuya gelmiyorsa bu ifadeyi kullan.
Örnek: "Konuya gel ve bu kadar dolandırma!"
7. Alles in Butter
Kelime anlamı: "Her şey tereyağında."
Anlamı: "Her şey yolunda" ya da "Her şey sorunsuz ilerliyor."
Nasıl kullanılır: Eskiden kırılgan eşyalar, eritilmiş tereyağıyla doldurulmuş kaplarda taşınırdı; tereyağı donunca eşyalar korunmuş olurdu. Bir şey "tereyağındaysa", güvendedir.
Örnek: "Merak etme, hazırlıklar harika gidiyor. Her şey yolunda."
8. Die Nase voll haben
Kelime anlamı: "Burnu dolu olmak."
Anlamı: "Bıkmak" ya da "Artık yeter demek."
Nasıl kullanılır: Bir durumdan ya da bir kişiden bunaldığında kullan.
Örnek: "Bu yağmurlu havadan bıktım!"
9. Jemanden Honig um den Mund schmieren
Kelime anlamı: "Birinin ağzının etrafına bal sürmek."
Anlamı: "Birine yağ çekmek" ya da "Birini pohpohlamak."
Nasıl kullanılır: Birinin istediği şeyi elde etmek için aşırı iltifat ettiğini gördüğünde kullan.
Örnek: "Maaş zammı istediği için müdüre sadece yağ çekiyor."
10. Den Faden verlieren
Kelime anlamı: "İpliği kaybetmek."
Anlamı: "Ne diyeceğini unutmak" ya da "Konuşma akışını kaybetmek."
Nasıl kullanılır: Sunumlarda ya da uzun hikâyelerde, ne anlattığını unuttuğunda sıkça kullanılır.
Örnek: "Bir dakika, az önce ne diyecektim? İpliği kaybettim."
Deyimler, akıcılığın "gizli sosu"dur
Bu ifadeleri öğrenmek sana sadece daha doğal bir hava katmaz; aynı zamanda Alman mizahını da anlamana yardımcı olur.
Bu deyimlerden birini kullanıp bir ana dili Almanca konuşan kişiyi güldürdün mü? Ya da duyduğun başka garip bir Almanca ifade var mı? Giriş yap ve favorilerini aşağıdaki yorumlarda paylaş!
Yorumlar
Yorum bırakmak için lütfen giriş yapın.